Z kuşağı, kendinden önceki jenerasyondan başarısız olan ilk kuşak oldu!
Jared Cooney Horvath tarafından yapılan dikkat çekici açıklamalar, Z kuşağının akademik performansına ilişkin küresel bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. 1997 ile 2010 yılları arasında doğan bireyleri kapsayan bu kuşağın, insanlık tarihinde önceki nesillere kıyasla akademik başarı açısından geriye giden ilk nesil olabileceği öne sürüldü.
ABD’de New York Post tarafından aktarılan habere göre Horvath, uzun yıllara yayılan standart akademik test verilerini inceleyerek kapsamlı bir analiz gerçekleştirdi. Bu analizler, Z kuşağının eğitim performansında önceki nesillere göre belirgin bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Horvath, bu bulguları ABD’de ABD Kongresi önünde yaptığı sunumda paylaştı ve özellikle dijital çağın etkilerine dikkat çekti.
Nörobilimciye göre, Z kuşağının karşı karşıya olduğu akademik zorlukların en önemli nedenlerinden biri, sürekli ekran kullanımıyla büyüyen ilk nesil olmaları. Günümüz gençlerinin uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekran karşısında geçirdiğini belirten Horvath, insan beyninin biyolojik olarak yüz yüze etkileşim ve derin odak gerektiren öğrenme süreçlerine daha uygun olduğunu vurguladı.
Akademik kariyerinde Harvard Üniversitesi ve Melbourne Üniversitesi gibi prestijli kurumlarda dersler veren Horvath, dijital ortamdan öğrenmenin gençleri daha yüzeysel okuma alışkanlıklarına yönelttiğini ifade etti. Ona göre, zihinsel çaba ve yoğun odaklanma olmadan en parlak zihinler bile zamanla körelebilir.
Teknolojiye karşı olmadığını özellikle vurgulayan Horvath, asıl sorunun disiplin eksikliği olduğunu belirtiyor. Eğitim sisteminde ekran kullanımının sınırlandırılması gerektiğini savunan bilim insanı, öğrencilerin derinlemesine çalışmayı ve yoğun odaklanmayı yeniden öğrenmesi gerektiğini dile getirdi. Geçmişte öğrencilerin sınavlara hazırlanmak için uzun saatler kitap başında çalıştığını hatırlatan Horvath, bu tür alışkanlıkların bilişsel gelişim için kritik olduğunu savunuyor.
Horvath’ın en çarpıcı değerlendirmelerinden biri ise kuşaklar arası bilişsel gelişim üzerine oldu. 1800’lerin sonlarından bu yana her neslin ebeveynlerinden daha yüksek bilişsel performans sergilediğini belirten bilim insanı, Z kuşağıyla birlikte bu yükselişin ilk kez tersine dönmüş olabileceğini ifade etti. Bu durumun yalnızca eğitim sistemini değil, toplumun gelecekteki entelektüel kapasitesini de doğrudan etkileyebileceği vurgulanıyor.
Ancak bu değerlendirmeler, Z kuşağının tamamen başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Pek çok uzman, bu kuşağın farklı beceriler geliştirdiğini, dijital okuryazarlık ve çoklu görev yeteneği gibi alanlarda öne çıktığını belirtiyor. Dolayısıyla tartışma, bir gerilemeden ziyade öğrenme ve başarı kavramlarının yeniden tanımlanması gerektiği yönünde de yorumlanıyor.