Mars'ın kaybolan okyanusu delta yapılarıyla doğrulandı

Mars, bir zamanlar kuru ve kırmızı bir çöl gezegeni değil, mavi bir su dünyasıydı. Bern Üniversitesi liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, Valles Marineris kanyon sisteminde keşfedilen nehir deltası oluşumları sayesinde, yaklaşık 3 milyar yıl önce Kızıl Gezegen'in kuzey yarımküresinde, Dünya'nın Arktik Okyanusu büyüklüğünde dev bir okyanusun varlığını kesinleştirdi. Bu çarpıcı bulgu, 12 Ocak 2026'da npj Space Exploration dergisinde yayımlanan bir çalışmayla duyuruldu.


Araştırmacılar, Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) ExoMars Trace Gas Orbiter uydusundaki CaSSIS (Renkli ve Stereo Yüzey Görüntüleme Sistemi) kamerasından elde edilen ultra yüksek çözünürlüklü görüntüler, Mars Express ve NASA'nın Mars Keşif Yörüngesi verilerini bir araya getirerek, Coprates Chasma'nın güneydoğusundaki jeomorfolojik yapıları inceledi. Bu yapılar, Dünya'daki nehir deltalarına benzer şekilde, kum ve enkaz konileriyle dolu yelpaze şeklinde birikintiler olarak tanımlandı. "Fan deltaları" olarak adlandırılan bu oluşumlar, nehirlerin doğrudan bir su kütlesine döküldüğünü kanıtlıyor.

"Bu görüntüler sayesinde Mars yüzeyini olağanüstü detayda inceleyebildik," diyor Bern Üniversitesi'nde doktora öğrencisi ve çalışmanın başyazarı Ignatius Argadestya. Ekip, benzer yüksekliklerdeki delta izlerini takip ederek eski deniz seviyesini yeniden yapılandırdı ve net bir kıyı şeridi belirledi. Rüzgarın şekillendirdiği kum tepeleri bugün bu deltaları kısmen örtse de, orijinal formları hâlâ belirgin.

Profesör Fritz Schlunegger, "Mars'ı kuru bir gezegen olarak biliyoruz, ancak bulgularımız onu geçmişte Dünya benzeri mavi bir gezegen haline getiriyor," diye vurguluyor. Bu okyanus, Mars'ın yaşanabilirlik potansiyelini artıran bir unsur; zira bol su, yaşamın kökeni için ideal koşullar yaratabilirdi. Araştırmacılar, şimdi eski Mars topraklarının mineral bileşimini inceleyerek, suyun nasıl kaybolduğunu ve gezegendeki aşınma süreçlerini aydınlatmayı hedefliyor.

Bu keşif, Mars'ın tarihini yeniden yazarken, insanlığın Kızıl Gezegen'e yönelik merakını da körüklüyor. Gelecekteki görevler, belki de bu eski sularda mikroskobik yaşam kalıntılarını ortaya çıkaracak.

Sonraki Haber Önceki Haber