12.500 yıl önce nesli tükenen ulukurtlar bilimin gücüyle yeniden hayatta

Dünya bilim tarihinde bir ilk daha gerçekleşti: 12.500 yıl önce soyunun tükendiği düşünülen efsanevi yırtıcı “ulukurt” (Aenocyon dirus), gelişmiş biyoteknoloji sayesinde yeniden dünyaya geldi. ABD merkezli Colossal Biosciences adlı biyoteknoloji şirketi, yürüttüğü kapsamlı çalışmalarla üç sağlıklı ulukurt yavrusunu – Romulus, Remus ve Khaleesi – klonlama, antik DNA analizi ve gen düzenleme teknolojilerini kullanarak yaşama kazandırdığını açıkladı.


Game of Thrones dizisinde yer alan efsanevi kurtlara da ilham veren ulukurtlar, tarih öncesi çağlarda Kuzey Amerika’nın en korkulan yırtıcıları arasında yer alıyordu. Gri kurtlardan daha iri yapılı, kalın kürklü ve güçlü çeneleriyle bilinen bu hayvanların genetik olarak yeniden canlandırılması, bilim çevrelerinde büyük heyecan yarattı.

Colossal Biosciences’ın CEO’su Ben Lamm, bu başarıya ulaşabilmek için biri 13.000 yıllık bir dişten, diğeri ise 72.000 yıllık bir kafatasından elde edilen DNA örneklerinden yararlanıldığını belirtti. Bu DNA’larla oluşturulan yüksek çözünürlüklü genom haritaları, tilki, çakal ve gri kurt gibi günümüz türleriyle karşılaştırılarak ulukurtların özgün genetik yapısı ortaya çıkarıldı.

Şirket, CRISPR teknolojisi sayesinde gri kurt hücrelerinde 14 farklı gen üzerinde toplam 20 değişiklik yaptı. Bu genetik olarak düzenlenmiş hücreler, köpek yumurtalarına aktarılıp, büyük cins evcil köpeklerin taşıyıcı annelik yaptığı süreçte üç sağlıklı yavru dünyaya getirildi. Yeni doğan bireyler büyük ölçüde gri kurt genleri taşısa da belirli özellikleriyle ulukurtları andırıyor.


Romulus, Remus ve Khaleesi adlı yavrular, geçtiğimiz yıl ekim ayında dünyaya geldi. Khaleesi, kardeşlerinden üç ay sonra doğdu. Yavrular şu anda gizli bir konumda yer alan ve 2.000 dönümlük alana kurulu, üç metre yüksekliğinde çitlerle çevrili özel bir tesiste yaşıyor. Alan, güvenlik görevlileri, insansız hava araçları ve canlı yayın kameralarıyla 24 saat gözetim altında tutuluyor. Tesis, Amerikan İnsancıl Derneği tarafından onaylanmış ve ABD Tarım Bakanlığı’na kayıtlı durumda.

Colossal, bu projede geliştirilen teknolojilerin yalnızca geçmişte yok olan türlerin canlandırılmasında değil, günümüzde soyları tükenme tehdidiyle karşı karşıya olan canlıların korunmasında da kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Şirket, dünyanın en tehlike altındaki kurt türlerinden biri olan kızıl kurtlar (Canis rufus) için de iki yavru grubunu başarıyla dünyaya getirdiğini duyurdu. Bu yavrular, ulukurt projesinde geliştirilen daha az invaziv ve hayvan dostu bir klonlama yöntemiyle doğdu. Yeni yöntem hem taşıyıcı hayvanların sağlığını koruyor hem de embriyo tutunma oranını artırıyor.

Tüm bu bilimsel ilerlemelere rağmen, bazı etik ve biyolojik tartışmalar da gündeme geliyor. Üretilen yavruların gerçekten bir “ulukurt” olup olmadığına dair şüpheler var. NewScientist dergisi, bu canlıların esasen sınırlı genetik düzenlemelere sahip gri kurtlar olduğunu belirtiyor. Öte yandan, bu yeni bireylerin doğal ekosistemlerde yaşayıp yaşayamayacağı da henüz belirsizliğini koruyor.

Colossal’ın uzun vadeli hedefi, genetik olarak yeniden yaratılan mamutlar ve ulukurtlar gibi türleri doğal habitatlara yeniden kazandırmak. Ancak uzmanlar, günümüz iklim koşullarında mamutların hayatta kalmasının zor olduğunu, çünkü orijinal yaşam alanlarının artık mevcut olmadığını vurguluyor.

Her şeye rağmen bu gelişme, nesli tükenmiş türlerin geri getirilmesi ve doğa koruma alanındaki olasılıkların genişlemesi açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Sonraki Haber Önceki Haber