ReMe: Dertler, Tesla ve Satoshi Nakamoto

Bugün hem resmi hem de birazcık iç dökme havasında bir mesajla karşınızdayım. Hazırsanız, kahvenizi alın, başlıyorum!

Öncelikle, geçen hafta sonu başıma gelen bir felaketi anlatayım: Hayatımın en başarısız “date”i. Karşı tarafa “Hava soğuk, ne dersin?” dedim, “Bence de, oturduğun yerde battaniye taşı istersen” cevabı aldım. Güzel, dedim, romantizm başlasın! Ama işin aslı, battaniye seçmeye çalışırken birbirimize “Sen seç” “Hayır sen seç” diye 45 dakika kavga ettik, sonunda o kalktı gitti. Ben de yalnız başıma tavuk dürüm sipariş edip kendimi teselli ettim. Dertlerim bitti mi? Hayır, dürüm de soğuk geldi. Biri bana flört rehberi yazsın, acil!

Neyse, konuyu biraz teknolojiye çevireyim de içim açılsın. Tesla’nın S ve X modellerinin yenileneceği haberi beni bayağı heyecanlandırdı. O aerodinamik tasarım, o hız, o “Ben geldim” havası… Bayılıyorum! Ama işte, Türkiye’ye gelmeleri o kadar zor ki, resmen bir Elon Musk duası etmemiz lazım. Hadi onları geçtik, bari Model 3’ü artık getirseler de şu ülkede bir Tesla görelim. Hayal kurmaktan yorulduk vallahi.

Bir de şu Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki olaylar… Artık yeter! Sporun ruhu diye bir şey kalmadı. Saha savaş alanına döndü, tribünler gladyatör arenası gibi. Birbirimize gol atmaktan çok laf atıyoruz. Ben sporda rekabet isterim ama bu kadarı da “Hadi eve gidip çay koyalım” dedirtiyor insana. Yazık, gerçekten yazık.

Son olarak, Jack Dorsey ve Satoshi Nakamoto meselesine değineyim. Biliyorsunuz, Bitcoin’in gizemli mucidi Satoshi’yi yıllardır merak ediyoruz. Dorsey’nin o minimalist tarzı, teknolojiye bakışı, Twitter’daki cool tavırları… Bence bu adamın Satoshi olması hiç de imkânsız değil. Düşünsenize, bir gün çıkıp “Evet, bendim” dese, hepimiz şok! Ben inanıyorum, siz ne dersiniz?

Hafta sonunuz güzel geçsin, dertleriniz benden az, kahveniz benden bol olsun!

Daha yeni Daha eski