Serinletici Sinema Kulübü: John Wick
Bazen iyi biri olmak isteriz bazen de kötü biri. Seçimler kimi zaman elimizdedir kimi zaman da hayat bizi dönüm noktalarına getirir. Hayatının en önemli dönüm noktasını yaşamakta olan John Wick’in hikayesi, Serinletici Sinema Kulübü’nde haftanın filmi…
Bataklıktan çıkış!
John güzel karısı Helen’ın ve sakin hayatının keyfini çıkarmak istemişti. Başına geleceğini hiç düşünmediği bir şey olmuştu ve aşk kapısını çalmıştı. İçinde bulunduğu tehlikeli dünyanın kaldıramayacağı bir aşktı bu. Ama o da John Wick’ti! Onun için imkansız diye bir şey yoktu. Dünyanın en zor görevini üstlendi, karşılığında bu bataklıktan çıkış için tek yön bir hakkı vardı.
Nasıl devam etmeliydi?
Yıllar birbirini seven bu genç adama ve güzel kadına ne yazık ki yaramamıştı. Karısının uzun zaman mücadele ettiği hastalığa yenilmesi John için büyük bir yıkım olmuştu. Hayata nasıl devam edeceğini bilemiyordu. İmdadına John’u çok iyi tanımış olan karısı yetişmişti. Akşamüstü evine teslim edilen yavru köpek hayatına nasıl devam etmesi konusunda fikir veriyordu. Karısı her zaman için arabası dışında seveceği bir şeylerin olmasını istemişti ne de olsa…
Yaşama dair ümitler(!)
John bir yandan karısının yokluğuna alışmaya çalışırken bir yandan da Daisy’nin varlığını kabullenmeye çalışıyordu. Ne de olsa bu minik yavru ona karısının emanetiydi. Benzinlikte rastladığı bir grup serserinin onu bir gece ansızın elinden alacağını nereden bilebilirdi ki? Evet, tek amaçları eğlence ve kaba kuvvet olan üç beş gencin elinde yitip gitmişti Daisy ve John’un yaşama dair ümitleri…
Acımayacaktı!
John’un hem arabası çalınmıştı, hem kendisi çok fena dövülmüştü hem de karısının en büyük hatırası Daisy ölmüştü. O halde yapılacak tek şey vardı. Başına bu belayı getiren kim varsa hepsini bulacak ve haliyle öldürecekti. Acımayacaktı, çünkü bu dünyada acımaya yer yoktu. İşte böyle başladı John’un yeni macerası. Önüne kim geldiyse öldürdü. Hedefine ulaşmak için kimsenin gözünün yaşına bakmadı.
Ok yaydan fırlayalı…
Görevi zorluydu, hatta kellesine ödül bile konulmuştu. Fakat o John Wick idi. Bir kurşun kalemle üç adam öldürmeyi başarmış efsane bir kiralık katildi. Güvenilmeyecek biriydi; fakat pek çok kişinin güvenini kazanmıştı. Bulundukları dünyanın hainliğine inat saygınlığını hiçbir zaman elden bırakmamıştı. O yüzden de geri dönüp hem arabasının hem de ölen köpeğinin intikamını almak istediğinde kimse ona yapmamasını söylememişti. Çünkü biliyorlardı ki ok yaydan fırlayalı çok olmuştu.
İsyan.
İstediğini alana kadar durmadı John. Yanında olanları ve karşısında duranları unutmadı. Tabii bir de sırtından bıçaklayanları… İç huzurunu bir daha asla bulamayacağını biliyordu, masumiyetini yitireli çok olmuştu. Fakat daha karısının bile yasını tutamamışken başına gelenlere isyan ediyordu. John Wick isyan başlattığında ise dünya cehennem ateşiyle kavrulurdu.
Nitekim kavruldu da. İntikam soğuk değil sıcağı sıcağına yenen bir yemekti ne de olsa.
İyi seyirler…
Serinletici Sinema Kulübü puanı:
Fragman:
