Zverev, 2026 US Open şampiyonu oldu!
Alexander Zverev, altı yıl önce elinden kaçırdığı ABD Açık şampiyonluğunun acısını bu kez unutulmaz bir zaferle geride bıraktı. Alman raket, finalde Amerikalı Ben Shelton’ı 6-3, 7-6, 5-7, 6-2 yenerek kariyerinin ikinci Grand Slam şampiyonluğuna ulaştı. Üstelik bu kez 24 bin kişilik tribünlerin büyük bölümünün Shelton’dan yana olduğu atmosferde, baskıya boyun eğmeden.
Zverev için New York’taki bu finalin geçmişle güçlü bir bağlantısı vardı. 2020 yılında Dominic Thiem karşısında iki set öne geçmesine rağmen avantajını koruyamamış ve beşinci sette maç için servis kullandığı halde mücadeleyi kaybetmişti. O gün kupayı gözyaşları içinde Thiem’e kaptıran Alman tenisçi, kupa töreninde bir gün o kupayı evine götürmeyi dilediğini söylemişti. Altı yıl sonra bu dilek gerçeğe dönüştü.
İlginç olan ise Zverev’in şampiyonluğun geldiği anda bile maçın bittiğini hemen fark etmemesiydi. Shelton’ın karşılık veremediği bir servisle son sayıyı kazanan Zverev, refleks olarak yeniden baseline’a dönerek bir sonraki puana hazırlanmaya başladı. Takımının mücadelenin sona erdiğini söylemesiyle gerçeği fark eden 29 yaşındaki tenisçi, önce şaşkın bir gülümsemeyle karşılık verdi, ardından kollarını havaya kaldırdı.
Zverev bu anı, maç boyunca tamamen oyunun içine girmiş olmasına bağladı. Skoru düşünmek yerine yalnızca bir sonraki puana odaklandığını belirten Alman tenisçi, yıllardır tenis antrenörlerinin oyunculara verdiği “bir sonraki puana geç” tavsiyesinin bu kez kendisi için gerçekten işe yaradığını söyledi.
Bu şampiyonluk, Zverev’in kariyerinde yeni bir dönemin de simgesi oldu. Haziran ayında Roland Garros’yu kazanarak ilk Grand Slam zaferini elde eden Alman oyuncu, yalnızca üç ay içerisinde ikinci büyük kupasını kaldırdı. Zverev, bu başarıyı yıllar boyunca verilen emeğin bir sonucu olarak değerlendirirken, Almanya’nın uzun süre Grand Slam şampiyonluğu bekledikten sonra kısa bir zaman diliminde iki kez zirveye çıkmasının önemine dikkat çekti.
Finalde Zverev’in yanında babası ve aynı zamanda antrenörü Alexander Zverev Sr. de vardı. Önceki ABD Açık finalinde ailesinin yanında olamamasının aksine, bu kez babasının kort kenarında bulunması şampiyonluğu daha anlamlı hale getirdi. Zverev ayrıca çocukluk döneminde kendisine tip 1 diyabet teşhisi konulduğunda ailesinin verdiği desteği özellikle vurguladı. Doktorların spor ve yaşam konusunda ciddi sınırlamalar öngördüğü bir ortamda annesinin kendisine inanmasının hayatındaki en önemli desteklerden biri olduğunu söyledi.
Zverev’in en güçlü sezonu
Dünya iki numarası için 2026 sezonu, kariyerinin en başarılı dönemlerinden biri haline geldi. Avustralya Açık’ta yarı finale yükselen Zverev, Wimbledon’da final oynadı ve ardından Roland Garros ile ABD Açık’ta şampiyonluğa ulaştı.
Jannik Sinner ve Carlos Alcaraz’ın yaşadığı sakatlıklar Zverev’in Grand Slam yarışındaki fırsatlarını artırmış olsa da Alman raketin yükselişini yalnızca rakiplerinin yaşadığı sorunlarla açıklamak mümkün değil. Fiziksel hazırlığını geliştirmesi, dayanıklılığını artırması ve özellikle zihinsel açıdan daha istikrarlı bir oyuncuya dönüşmesi sezonun önemli yapı taşları arasında yer aldı.
Eski Wimbledon şampiyonu Marion Bartoli de Zverev’in fiziksel kapasitesinin ATP Tour’daki en üst seviyede olduğunu belirterek Alman oyuncuyu tenis tarihinin en atletik isimleri arasında gösterdi. Zverev’in ABD Açık yolculuğu da fiziksel ve zihinsel dayanıklılığını ortaya koydu. İlk iki maçını beş sette tamamlayan ve mücadeleleri New York’ta gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren Alman tenisçi, ilk turda elenmeye yalnızca iki puan kadar yaklaşmıştı.
Ancak Zverev o noktadan sonra adeta başka bir oyuncuya dönüştü. Mücadele ettikçe ritmini bulan Alman raket, üçüncü turdan finale kadar hiçbir maçta set kaybetmedi. Shelton karşısında ise yalnızca rakibine değil, tribünlerin yoğun desteğine de karşı koyması gerekti. Üçüncü seti kaybetmesine rağmen kontrolü elinden bırakmayan Zverev, karşılaşmanın son bölümünde yeniden oyunun hâkimi oldu.
Eski Britanya 1 numarası Annabel Croft, Zverev’in korttaki ruh halini neredeyse “trans benzeri” bir durum olarak tanımladı. Ona göre Alman tenisçinin en dikkat çekici özelliği, karşılaşmanın başından sonuna kadar olağanüstü sakin kalması ve şampiyonluğu getiren son sayıda bile maçın bittiğini anlayamayacak kadar oyuna gömülmesiydi.
Shelton karşısında servis üstünlüğü
Finalin kilit noktalarından biri Zverev’in servisi oldu. ATP Tour’un en etkili servis kullanan oyuncularından biri olarak kabul edilen Alman raket, ilk iki sette ilk servislerinden kazandığı 42 puanın 39’unu hanesine yazdırdı. Üstelik üçüncü setin ortalarına kadar Shelton’a tek bir break puanı dahi vermedi.
Shelton üçüncü setin sonunda servis kırarak mücadeleyi uzatmayı başardı. Ancak Amerikalı tenisçi dördüncü sette Zverev’in servis oyunlarına karşı etkili bir cevap üretemedi. Shelton, son sette rakibinin servislerine karşı oynadığı 20 puanın yalnızca dördünü kazanabildi. Bu tablo, Zverev’in maçın final bölümündeki üstünlüğünü açık biçimde ortaya koydu.
Şampiyonluk aynı zamanda Zverev’in dünya 1 numarası hedefini de daha gerçekçi hale getirdi. Alman oyuncu şu anda Jannik Sinner’ın 1.810 puan gerisinde bulunuyor. Sezonun kalan bölümünde iki Masters 1000 turnuvası ve yıl sonu ATP Finalleri bulunurken, Zverev’in zirveye ulaşma ihtimali artık sezonun önemli hikâyelerinden biri olacak.
Şampiyonluğun gölgesindeki tartışmalar
Bununla birlikte Zverev, tenis dünyasında yalnızca sportif başarılarıyla gündeme gelen bir isim değil. Alman oyuncunun kariyeri, saha dışındaki ciddi tartışmalar nedeniyle de uzun süredir bölünmüş görüşlere konu oluyor.
2023 yılının ekim ayında Zverev, eski partnerine yönelik fiziksel zarar verme iddiasıyla 450 bin euro para cezası içeren bir ceza emriyle karşı karşıya kaldı. Zverev suçlamaları reddederek karara itiraz etti. Mayıs 2024'te başlayan dava bir hafta sonunda sonlandırılırken, taraflar arasında ayrıca bir uzlaşma sağlandı. Mahkeme o dönemde kararın bir hüküm niteliğinde olmadığını ve suçluluk ya da masumiyet konusunda kesin bir değerlendirme anlamına gelmediğini açıkladı.
Zverev ayrıca 2020 yılında başka bir eski partneri tarafından fiziksel şiddet ve kontrolcü davranışlarla suçlanmıştı. Alman tenisçi bu iddiaları da başından itibaren reddetti ve bu suçlamalarla ilgili herhangi bir hukuki süreç yürütülmedi.
Tüm bu tartışmaların gölgesinde Zverev’in 2026 sezonu, sportif açıdan kariyerinin dönüm noktalarından birine dönüşmüş durumda. Altı yıl önce New York’ta gözyaşlarıyla veda ettiği kupayı bu kez kaldıran Alman oyuncu, artık yalnızca ilk Grand Slam şampiyonluğunu kazanmış bir tenisçi değil; dünya 1 numarası için mücadele eden ve sezonun en önemli oyuncularından biri haline gelen bir Grand Slam şampiyonu.