Meta’da yapay zeka ile çalışan takibi tartışmaları büyüyor

Teknoloji dünyasının devlerinden Meta, çalışan verilerinin yapay zekâ geliştirme süreçlerinde kullanılmasıyla ilgili tartışmalı bir adım attı. Şirketin “Model Capability Initiative” (MCI) adını verdiği yeni sistem, çalışanların iş bilgisayarlarında gerçekleştirdiği fare hareketlerini, tıklamaları, klavye girişlerini ve belirli aralıklarla alınan ekran görüntülerini kaydederek bu verileri yapay zekâ eğitiminde kullanmayı hedefliyor.


Bu uygulamanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise çalışanlara herhangi bir “devre dışı bırakma” seçeneği sunulmaması. Bu durum, şirket içinde ciddi rahatsızlıklara ve etik tartışmalara yol açmış durumda.

Zuckerberg’den Açık Savunma

Mark Zuckerberg, şirket genelinde düzenlenen bir toplantıda bu uygulamayı doğrudan savundu. Zuckerberg’e göre Meta çalışanlarının ürettiği veriler, dış kaynaklı iş gücüne kıyasla çok daha değerli. Bunun temel nedeni ise şirket çalışanlarının ortalama yetkinlik seviyesinin daha yüksek olması.

Zuckerberg, rakip yapay zekâ şirketlerinin çoğunlukla taşeron çalışanlarla veri üretimi yaptığını belirterek, Meta’nın bu süreci kendi bünyesinde daha kaliteli şekilde yürütebileceğini ifade etti. Bu yaklaşım, şirketin yapay zekâ yarışında öne geçme hedefinin bir parçası olarak görülüyor.

İşten Çıkarmalar ve Artan Baskı

Tartışmalar yalnızca veri toplama uygulamasıyla sınırlı değil. Meta’nın yaklaşık 8.000 çalışanı kapsayan ve toplam iş gücünün %10’una denk gelen işten çıkarma planı da gündemde. Bu kesintilerin, şirketin yapay zekâ altyapısına yaptığı yüksek yatırımlarla doğrudan bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Şirket yönetimi, maliyet kalemlerinin büyük ölçüde iki alanda yoğunlaştığını vurguluyor: hesaplama altyapısı ve insan kaynağı. Bu da gelecekte daha küçük ekiplerle daha fazla iş yapılmasının hedeflendiğine işaret ediyor.

Sessiz Takip Sistemi ve Endişeler

MCI aracı, belirli iş uygulamaları ve platformlar üzerinden çalışıyor. Google, GitHub, Slack ve Atlassian gibi yaygın kullanılan sistemlerde aktif olan yazılım, kullanıcıların ekran üzerindeki aktivitelerini izliyor.

Her ne kadar şirket, sistemin yalnızca ekranda görünen içeriklere eriştiğini ve dosyaları doğrudan açmadığını belirtse de çalışanlar bu durumdan pek de ikna olmuş görünmüyor. Özellikle hassas bilgilerin — şifreler, kişisel veriler veya sağlık bilgileri gibi — risk altında olabileceği yönünde kaygılar dile getiriliyor.

Yapay Zekâ ve İnsan Arasındaki Gerilim

Meta’nın uzun vadeli vizyonu, yapay zekâ ajanlarının iş süreçlerinin büyük kısmını üstlenmesi üzerine kurulu. İnsan çalışanların ise bu sistemleri yöneten, denetleyen ve geliştiren bir rol üstlenmesi planlanıyor.

Ancak bu dönüşüm, çalışanlar açısından önemli bir çelişki yaratıyor: Şirket, çalışanlardan topladığı verilerle geliştirdiği sistemlerin, ileride onların yerini alabilecek potansiyele sahip olduğunu açıkça kabul ediyor.

Bu durum, teknoloji dünyasında sıkça tartışılan “yapay zekâ insanın yerini alır mı?” sorusunu bir kez daha gündemin merkezine taşıyor.

Sonraki Haber Önceki Haber